20 Ocak 2015 Salı

Garaj: Gözlerden ırak, ama yanıbaşımızda


Craft Tiyatro’nun bu sezonun iddialı oyunlarından olan Garaj, yazarı Kemal Hamamcıoğlu’nun Kabin ile başlayan üçlemesinin ikinci oyunu. Enis Arıkan ve Güven Murat Akpınar’ın şahane oyunculukları ile can bulan oyunun yönetmenliği İpek Bilgin’e ait. Sahneyi gerçek bir garaja dönüştüren dekor tasarımı ise İtalyan tasarımcılar Simone Mannino ve Jesse Gagliardi’nin elinden çıkıyor. Garaj, iki yalnız insanın herkesin eğlenceye odaklandığı bir yılbaşı gecesinde kendi kırılganlıklarını paylaşmasını konu alıyor.

Devamı Radikal Blog'da.

12 Ocak 2015 Pazartesi

Yavuz Turgul sinemasında intihar

"Yavuz Turgul sinemasında intihar" konulu yazım PsikeArt Ocak 2015 sayısında. Yazıyı okuyabilmek için PsikeArt dergisini alabilirsiniz :)


24 Aralık 2014 Çarşamba

Black Mirror Distopyasında Suç ve Ceza

Süslenmiş çam ağaçları, Noel Baba, parıltılı caddeler, hediyeler, Noel yemeği ve daha birçok vaadi ile gelen Noel’in Black Mirror dünyasına bu ışıltısıyla gelmesini elbette beklemiyorduk. 16 Aralık gecesi yayınlanan White Christmas bölümü öncesinde de, adındaki masum nüansa kapılmamamız gerektiğini bilecek kadar Black Mirror izlemiş olduğumuzu düşünüyorum. Eğer ki diziyi ilk defa izleyenlerdensiniz, “Black Mirror Dünyasına Hoşgeldiniz!”

Yazının devamı RaniniTV'de.

12 Aralık 2014 Cuma

Yorumlanmamış bir rüya, okunmamış bir mektuba benzer

İnsanlık tarihinin en eski sözlü hikayelerinden kutsal kitaplara değin tüm anlatıların sahip olduğu ortak metaforik anlatım, yıllardır antropologlar ve psikanalistler tarafından inceleme konusu yapıldı. Ne zaman ki, rüyaların da en eski mitlerle aynı sembolik anlatımı paylaştığı farkedildi, böylece rüyalar da spiritüel ve metafizik alanından çıkıp, bilimsel araştırma konusu haline geldi.
1951 yılında ilk baskısı yapılan Erich Fromm’un Rüyalar, Masallar ve Mitler (The Forgotten Language; an introduction to the understanding of dreams, fairy tales, and myths) kitabı geçtiğimiz aylarda Say Yayınları’ndan tekrar basıldı. Kitap, mitlerle aynı dili taşıyan rüyaları ve aynı şekilde rüyalarla aynı dili paylaşan mitleri (ve birçok tarihsel ve sanatsal anlatıyı) çözümlemek ve dahi Fromm’un düşünce sistemine giriş yapmak isteyenler için ideal bir başlangıç noktası oluşturuyor.

3 Aralık 2014 Çarşamba

Vangelis Kechriotis ile Söyleşi: Yunanistan İç Savaşı ve Öncesi

Toplumsal Tarih Dergisi'nin Ocak 2010 tarihli 193. sayısı için Vangelis Kechriotis ile Yunanistan İç Savaşı üzerine röportajımız.

12. İstanbul 1001 Belgesel Film Festivali kapsamında düzenlenen "Belgesel Sinema ve Tarih İlişkisi Bağlamında Yunanistan İç Savaşı" adlı söyleşinin ardından, bu ilişkiyi daha yakından inceleyebilmek adına, söyleşiye katılan Vangelis Kechriotis ile Yunanistan İç Savaşı üzerine konuştuk.

İç Savaş'ın birkaç deneye sığdırılamayacak bir süreç olduğunu ve bu sürecin kökeninin Birinci  Dünya Savaşı'na kadar uzanabileceğini anlatan Kechriotis, İç Savaş boyunca yaşanan çatışmaları ve bu çatışmaların günümüze nasıl yansıdığını da açıkladı.

"Yunanistan İç Savaşı" adlı filmin yönetmeni Roviros Manthoulis Yunanistan'ı İç Savaş'a hazırlayan sebepleri, Almanların Atina'ya gelişine kadar hatta "altıların davası" denen olaya ve hatta Türk- Yunan Savaşı'na kadar götürebileceğimizi söylemişti. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Bir bakıma haklıdır, çünkü Iç Savaş, II. Dünya Savaşı'na değil, daha öncesine dayanıyor. Eğer tarihin bir noktasını göstermek gerekiyorsa 1909 diyebiliriz. 1909'da Gudi darbesi olarak bilinen askeri bir darbe oldu (Gudi eskiden kışla olan Atina'da bir semt). Daha çok kraliyete karşı bir hareketti bu. Bu önemlidir, çünkü o darbenin sonuçlarından biri Venizelos'un Girit'ten Yunanistan'a davet edilmesi oldu.

Venizelos ile Yunanistan'daki siyasi alan tamamen değişti. Yeni bir modernleşme gündemi getiren Venizelos, 1915'e kadar kendi kadrosunu üretti ve hükümet kurdu, böylelikle Yunanistan'da yeni bir dönem başladı.

Yazının devamını online olarak Bianet'ten okuyabilirsiniz: http://www.bianet.org/biamag/kultur/119491-kechriotis-yunanistan-ic-savasi-ve-oncesi-ni-anlatiyor

(*) Toplumsal Tarih dergisinin Ocak 2010 tarihli 193. sayısında röportajın tamamı yer almaktadır.

POZ: Gerçekler Kadraja Sığar Mı?


İkincikat Tiyatro’nun yaz aylarında başlattığı “Yarının Oyunları” adlı projesinin ikinci oyunu POZ, sahnelendiği ilk günden bu yana tiyatro severlerin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Projenin en önemli özelliği, konu başlıklarının izleyiciler tarafından belirlenmesi ve senaryoyu ya da yönetmenliği kimin yapacağına kura ile karar verilmesi. Selen Uçer, Esra Dermancıoğlu, Gülce Oral ve Banu Çiçek Barutçugil’in hayat verdiği dört kadının çatışmalı hikayesine odaklanan oyunun senaryosu Deniz Madanoğlu’na ait. Oyunun yönetmenliğini ve ışık tasarımını Sami Berat Marçalı yaparken, dekor tasarımı Elif Sönmez Horozoğlu’na ve kostüm tasarımı ise Hakan Akkaya’ya ait.

Üniversite hocası ve fotoğrafçı Rıdvan Kahraman’ın ölümünden bir yıl sonra çekilecek olan belgesel için, gazetecinin eşi ve aynı zamanda Halkın Adalet Partisi’nin başına geçmeye hazırlanan Fazilet Kahraman ile birlikte, Rıdvan Kahraman’ın 25 yıllık sekreteri ve yardımcısı Azra ve manevi kızı İrem bir araya gelirler. Betül ise bu üç kadının belgeselini çekecektir. Ancak olay belgesel çekiminin sınırlarını aşar ve dört kadının kendi sırlarının deşifresi edilmesi ve bunlarla yüzleşme hikayesine dönüşür.

Yazının devamı Radyo Zımbırtı'da ve Radikal Blog'da.

David Lynch'in askerleriyiz!


O zamanlar Star 1 ismiyle yayın yapan Star TV’de ilk yayınlandığında, özellikle genç nesli ekran başına kitleyen Twin Peaks, üzerinden 25 yıla yakın bir süre geçse de hala tüm zamanların en iyi dizileri listesinde ilk sıralarda. Dizinin yayınlandığı dönem bir nevi çığır açmasının en önemli sebebi ise, dönemin pembe dizileri arasında televizyon izleyicilerine ayrıksı ve sanatsal bir sinema deneyimi yaşatması. O ana dek televizyon tarihinin görmediği bir sürrealizmi pop kültürü ile bir araya getiren, çekim teknikleri ve kültürel göstergeleri ile ana akım pembe dizilerinden kendini sıyıran (dizide yeri geldiğinde bununla dalga geçen) ve Amerikan dizi tarihinde kendisinden sonra gelecek tüm eserleri derinden etkileyecek olan Twin Peaks, sinema tarihinde zaten başımızın üstünde yeri olan David Lynch’in ve televizyon tarihinde daha önceki işleri ile kendini kanıtlamış Mark Frost’un benzersiz bir iş birliği.

Yazının devamı için: http://www.ranini.tv/ilk-bakis/1912/1/david-lynchin-askerleriyiz